Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)
info |

Yalnız Kadın

1 "yalnız kadın" etiketi kullanan gönderi "yalnız kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Yalnız Kadın

YALNIZ KADIN

Yeryüzündeki birçok cümle içinde benim canımı en yakanlarından biri,
bir kadından duyacağım şu kısa cümledir.
—Erkekler benden korkuyor.
Bunu duyduğumda, "yalnız bir kadınla" karşı karşıya olduğumu anlarım.
Mutsuz olduğunu da...
Son zamanlarda, beğendiği erkeklerden istediği cevapları alamadığını da...
Akşam çökerken, karlı dağların arasından ilerleyen adam ıssız bir yamaca
dayanmış bir ev görür.
Eve yaklaştığında kapı açılır ve elinde tüfeğiyle, düşman bakışlı genç bir
kadın belirir.
— Hemen git buradan, der, yoksa ateş ederim.
Adam yorgundur, açtır, uykusuzdur, yaralıdır.
Sadece o geceyi geçirecek bir yer aradığını, kötü bir niyeti olmadığını
anlatmaya çalışır ama kadın hep aynı cümleyi tekrarlamaktadır.
— Hemen git buradan, yoksa ateş ederim.
Kadının kararlı olduğunu gören adam çaresizce arkasını dönüp yürümeye
başlar. Kadın, ya adamın yıkılmak üzere olduğunu anlatan bitkin yürüyüşüne
acıdığından ya da adamın gerçekten sığınmaktan başka bir niyeti olmadığını
sezdiğinden arkasından seslenerek çağırır.
— Gel.
Adamı eve alır. İçerde bir de bebek vardır.
Yemek ısıtıp adama verir. Sonra ona, alet edevatın durduğu soğuk bir odada
yer gösterir.
Adam o kadar yorgundur ki, bir yatağın olmamasına aldırmaz, yere bir
battaniye serip yatar.
Biraz sonra kapısı açılır ve geceliğiyle kadın gözükür.
— İstersen, der, içerde yatabilirsin.
Adam eşyalarını toplayıp içeri girer, kadının yatak odasında ne yapacağını
bilemeden ayakta durur.
Kadın, adama bakar,
- Yanıma yatıp, başka bir şey yapmadan bana sarılır mısın?
Adam kadının yanına yatar, kadına sarılır. O halde birlikte uyurlar.
Amerikan İç Savaşı'nda yaşanan dramları anlatan filmdeki birçok acı içinde
galiba beni en çok etkileyen, kocası savaşa gittikten sonra o dağ başında
yapayalnız yaşayan kadının o cümlesi oldu.
— Yanıma yatıp, başka bir şey yapmadan bana sarılır mısın?
Acaba kaç kadın, sadece bir sarılışı özlediği için aslında pek de
istemediği sevişmelere razı olmuştur?
Acaba kaç kere, sarılıştan sevişmeye, şefkatten şiddete çok geniş bir
yelpazeye yayılmış olan tensel arzularının çeşitliliğini, sadece bir tek
tensel arzu bilen erkeklere anlatamadıkları için, erkeklerin sevişme
isteklerine evet deyip, o sevişme içinden kendi ihtiyaçlarını almışlardır?
Hem ruhları hem tenleri, duyguların ve dokunuşların binbir çeşidine açık
ve duyarlı olan kadınlar hayatın içinde tek başlarına kaldıklarında,
hissettikleri yalnızlık bir erkeğinkinden çok daha yoğun ve derin olur.
Erkeklerin duygu ve ten dünyası geniş bir çimenlik gibi dümdüz uzanırken
onlarınki, içinde çiçeklerin, ağaçların, sarmaşıkların, çeşitli otların,
bitkilerin büyüdüğü karmaşık bir bahçe gibi yayılır, bu bahçeye bir el
değmediğinde yabanileşip vahşileşir, birçok duygu yeterince sulanmadığında
solgunlaşır, sarmaşıklar zehirli bir telaşla etrafa yayılır.
İçlerinde gezdirdikleri o ıssız bahçelerden yükselen yaban yemişi
kokularının keskinliğini, seslerinin hafifçe solduğunu, neşeli gülüşlerin
altında bir hüznün ve asla itiraf edilmek istenmeyen bir ürkekliğin
fısıltısının titreştiğini hissedersiniz.
Çalınmayan bir piyano gibi dururlar hayatın içinde, tuşlarının
tozlanacağından, bir daha hiçbir zaman o eski parlak tınılarının
duyulmayacağından endişe ederler.
Geceleyin, gün boyu hangi kimlikle dolaşıyorlarsa o kimlikten soyunup
yalnız bir kadın olduklarında, yataklarına yorgunca otururlar.
Yatağın kenarında, yorganın altına girmeden önce bir an hayatlarını düşünürler.
Bir yerde bir hata yapmış olduklarına dair isimsiz ve nedensiz bir
pişmanlık belirir içlerinde.
Bütün o ruhsal ve tensel istekleri onlara birer düşman gibi gözükür.
O istekleri zaman zaman inkâr etmek isterler ama hiçbir zaman başarılı
olamazlar.
Ve bazen, yalnızlıktan ürküp, asla yapmayacaklarına inandıkları yanlışları
yaparlar.
Yeryüzündeki birçok cümle içinde benim canımı en yakanlarından biri, bir
kadından duyacağım şu kısa cümledir.
— Erkekler benden korkuyor.
Bunu duyduğumda, "yalnız bir kadınla" karşı karşıya olduğumu anlarım.
Mutsuz olduğunu da...
Son zamanlarda, beğendiği erkeklerden istediği cevapları alamadığını
da...
Anlarım ki, telaşlı ve bu telaş yüzünden kendini üzecek hatalar yapıyor.
İstediğinde ona "sadece" sarılacak, istediğinde başkalarına hiçbir zaman
gösteremeyeceği arzularının "karanlık" yanlarını onu hiç yargılamadan,
aynı zevki alarak paylaşacak, istediğinde ona şiddetle istediğinde
şefkatle dokunacak; onun kuşkularla çırpınan ruhunu bazen bakışlarıyla,
bazen usul sesiyle yatıştıracak, duygularının ve teninin kat kat yükselen
teraslarında onunla dolaşacak birini arayıp da bulamadığında...
İşte o zaman, telaşlı ve tedirgin ruhu, biraz hoşuna giden bir erkeği
bütün isteklerini anlayıp paylaşacak biri olarak görecek, o erkeğin gerçek
yüzünü duygular dünyasının büyülü çanağında kendi istediği yüze
çevirecektir.
Ve hemen ona doğru koşacaktır.
Erkek ise, onun kendisini nasıl gördüğünü hiç anlamayacaktır.
Onun kendisinden ne istediğini de...
Kendisine yaklaşmak, yakınlaşmak isteyen kadına, zihninin tek
penceresinden bakacak, onun şefkat dolu bir sarılıştan dostça bir sohbete
kadar yayılan geniş arzularını tek bir arzunun, tensel bir ihtirasın
işareti olarak görecektir.
Karşılıklı acıklı bir yanılgı yaşayacaklardır.
Tuhaf bir çarpılmayla, hayatta belki de en çok sevdiği şey olan kadın
vücudunu binlerce yıllık alışkanlıklarla zihninin ele geçmez
derinliklerinde "günahkârlık ve ayıp"la bir tutan erkek, kendisini beğenen
kadının isteklerini küçümseyecektir.
Kendisine bütün arzuları ve sıcaklığıyla gelen kadını yalnızca vücudundan
tutacak, onun ruhuna ve duygularına hiç aldırmayacak, kendi erkekliğinin
çekiciliğine hayran kalırken kendisini beğenen kadının zekâsını da,
ayrıcalıklı özelliklerini de pek fark etmeyecektir.
Her zaman olmasa da genellikle telaşlı "yalnız kadınlarla" erkekler
arasındaki oyun böyle oynanacaktır.
Kadın, ilk sevişmeden sonra telefon neden çalınmıyor diye kuruntular
içinde kendi kendini yerken, erkek iyice doymuş egosuyla mutlu bir
gergedan yavrusu gibi bir ağacın dibinde uykuya çekilecektir.
Kadın beğenilmediğini sanacak, kadınlığının, çekiciliğinin, zekâsının
yetersiz olduğu kaygısına kapılacaktır.
Ağacın altında mutlu uykusuna yatmış gergedan yavrusunun başına gidecek,
"Sen beni tam anlayamadın, ben aslında çok zeki, çekici bir kadınım" diye
anlatmaya başlayacaktır.
Erkek bunu da anlamayacaktır.
O, kadının gene aynı istekle geldiğini düşünecektir.
Bir keman virtüözüyle bir sağırın ilişkisine dönüşecektir ilişkileri,
kadın kemanının bütün seslerini duyurmak için uğraşacak ama bu sesler
erkeğin içine ulaşmayacaktır.
Kadının telaşı bundan sonra daha da artacaktır.
Birçok güzel, başarılı, ünlü kadının hiç beklenilmeyen skandalların,
kendisini utandıracak olayların parçası olmasında, sanırım, onun "kötü bir
kadın" olmasından çok "yalnız bir kadın" olmasının payı vardır.
Belki de sadece, "Yanıma uzanıp, başka bir şey yapmadan bana sarılır
mısın" demek istemiş, çok özlediği bir sarılış karşılığında beklenmedik
maceraların parçası haline gelmiştir.
Yalnız kadın olmak zordur.
Ruhundan, teninden, vücudundan yayılan bir istekler senfonisinin hiç
duyulmaması, bütün bu seslerin bir dinleyicisi olmaması, onu bomboş bir
salonda konser veren büyük bir orkestra gibi kederlendirir.
Üstelik erkekler, onun incelikli arzularının, özlemlerinin farkında bile
değildirler.
Onun bir başka insanın belki de sadece sıcaklığını hissedebilmek için
attığı adımlara küçümseyerek bakarlar.
O kadınların birçoğu, böyle bir küçümsenmenin hedefi olmamak için hayatın
içinde ya olduğundan çok soğuk, ya olduğundan çok daha saldırgan ve alaycı
yaşamak zorunda kalır.
Yalnızlık, gittikçe derine işleyen bir pas gibi kimliklerini kemirir,
onları başkalaştırır.
Onların bütün varlıklarından yükselen senfonilerini duymaz kimse.
Seslerine kulak verenler de genellikle o seslerin arasından sadece bir
tanesini duyarlar.
Bu, korkutur onları.
"Yalnız bir kadın" olmak, yalnızlığın kendisinden bile daha ürkütücü hale
gelir.
Hâlbuki birçok güçlü isteğin içinde belki de en çok istedikleri,
söylemeyi en çok arzuladıkları, o basit cümlede gizlidir.
— Yanıma yatıp, başka hiçbir şey yapmadan bana sarılır mısın?